Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Yatalak İki Mahkûmun Hikâyesi

Yatalak İki Mahkûmun Hikâyesi

Yatalak İki Mahkûmun Hikâyesi

Hastanede yatalak iki arkadaş yatıyordu. Biri camın kenarında, diğeri duvar tarafında yatıyordu. Bir gün duvar tarafında yatan, cam tarafında yatana soruyor. Dışarıda ne görüyorsun? Diğer mahkûm ise şunları söylüyor: “Güneşli bir hava, insanlar kalabalık gidiyorlar, geliyorlar. Kalabalık bir koşuşturma içinde gibi geliyor.” Mahkûm tekrar soruyor: “Bugün ne var dışarıda?” Diğer mahkûm yine, “Şimdi yağmur yağıyor. Şemsiyeli insanlar koşturuyor. Birinin şemsiyesini rüzgar düşürdü. Şemsiyenin arkasında koşuyor.” Mahkûm yine soruyor: “Şimdi ne var dışarıda?” Pencereye yakın olan mahkûm söylüyor: “Simitçi simit satıyor. Gelen simit alıyor. Şimdi çok şiddetli rüzgar var. Çatılardan çatılar düşüyor. Ağaç devrildi ve arabanın üstüne düşüyor.”

Mahkûm her gün bir hikâye anlatıyor ve bu 2 yıl boyunca devam ediyor.

Cam tarafındaki mahkûm ağırlaşıyor. Duvar tarafında ki diyor ki, “Çok kötüyüm, düğmeye bas, gelip bana baksınlar.” Camın tarafındaki düğmeye basmıyor. Olsun cam tarafına geçerim diyor. Ama olmuyor. Hastayı cam tarafına taşıyorlar. Merakla camdan dışarı seyredecek çok mutlu olarak taşıyorlar. Tam uzanıyor, başının arkasına yastık koyuyor. Tam cama bakacakken, bakıyor ki karanlık bir cam duvar simsiyah. Hasta başına vuruyor. Adam, arkadaşım bana her gün hikâye anlatarak, hayallerimi geliştiriyor, gözlerime aklıma bir şeyler taşıyordu. Ben ne yaptım? Arkadaşımın ölümüne göz yumdum diyerek feryatlar içinde ağlıyor…